Büyük Bir Muhaddisten icazet almak

Değerlendiren;Maşuk Yamaç

Bismillah… Sünnetin Kur’an’dan sonra ilk başvurulacak merci olması ve Kur’an’ın doğru an­laşılıp pratiğe geçirilmesi açısından İslamî ilimler arasında hadis ilimlerinin ne kadar önem­li olduğu izahtan varestedir. Hadis ilimleri deyince ilk olarak akla dirayetü’l-hadis ilmi gelir. Bu ilim dalında hadisin kuvvet derecesi, doğruluğu, bizlere sahih bir şekilde ulaşıp ulaşmadı­ğı araştırılır. Bu meyanda birçok eser telif edilmiştir. Bu eserlerin en önemlilerinden biri olan İbn Salah’a ait Mukaddime adlı kitabı İmam Nevevî İrşadu Tullabi’l-Hakaik adlı eseriyle ihtisar etmiştir. Bu mümtaz kitabı ilim talebelerine okutmak üzere kitabı tahkik eden ve yıllarca ted­ris eden büyük İslâm âlimi, hayatını hadis ilmini tedris etmeğe vakfeden Şam ulemasından üs­tadımız Şeyh Nureddin Itr Hocaefendi, vakfımız tarafından İstanbul’a davet edildi. Hocaefendi İstanbul’u teşrif etmeden önce talebelerde bir heyecan ve sevinç hakimdi. Bu satırcıkların sahi­bi de Hocaefendi’nin gelip gelememesi konusunda korku ve sevinç, havf ve reca arasında intizar etmekteydi. Nitekim Suriye’deki karışıklıklar, Hocaefendi gibi zatların yurtdışına çıkmalarına mani olabilirdi. Ancak hocamızın sahih niyeti ve bereketiyle korkulan olmadı. Şeyh Nureddin Itr’ın hadis rıhletine, Suriye’de yaşanan siyasî ve toplumsal olayların yanında kendisinin mübte­la olduğu birçok sağlık problemleri de engel olamadı. Tıpkı hadisteki selefleri gibi her şeye rağ­men ilim talebelerine Resulullah (salllahu aleyhi vesellem)’in hadisini ulaştırmak için talebesi Mahmud Mısri ve oğlu Abdurrahman Itr’la beraber İstanbul’u teşrif etti. 13 Vakfımızın organize ettiği hadis dersi ve ağırladığı bu mübarek hadis müderrisi­ne teveccüh ve rağbet yoğundu. Katılım çok fazla olduğundan ders İSAM konfe­rans salonunda yapıldı. 19-28 Temmuz 2011 tarihleri arasında yapılan dersler saat 18.00 – 20.00 arasında gerçekleşti. Hoca­nın talebesi Dr. Mahmud Mısrî kitaptan ibareyi okuyor, talebeler de hocanın tah­kik ettiği nüshadan metni takip ediyorlar­dı. Itr Hoca ise konuyu şerh ederek gerek­li yerlerde kendisine has görüşlerini orta­ya koyuyordu. Son yarım saatte de üstada derse ilişkin sorular soruluyor, böylelikle ders soru-cevap faslıyla nihayete eriyor­du. Üstadın ilmini ve amelini, kâsır akıl ve kâsî kalbimizle şu şekilde mülahaza ede­bildik: Üstad iyi bir ilmî melekeye ve san­ki mahfuz bir hafızaya sahipti. Zaten ilmî meleke ve zekası, ders esnasında yaptı­ğı tespitler ve yazmış olduğu eserlerden de anlaşılmaktadır. Örneğin bu meleke dirayetü’l-hadis sahasında yazmış oldu­ğu Menhecu’n-Nakd ve ahkâm hadisleri­ni içeren Büluğu’l-Meram üzerine yazdığı İ’lâmu’l-Enam adlı şerhinden anlaşılmak­tadır. Üstad ilerlemiş yaşına rağmen riva­yete ve dirayete dair meseleleri ihtilafla­ 14 rıyla istihzar ederdi. Hatta İstanbul’daki bu kısa seferinde tanıştığı hoca ve talebelerin isimleri­ni unuttuğunu da görmedik. Yani –rical ilminde çok mühim bir hususiyet olan- zabtu’s-sadır’da tam ve kâmil idi. Üstadın üzerinde kelam-ı Resulün lafızları sanki tecessüm etmiş parlamak­taydı. Bu lafızların mânaları ise haline bir heybet, vakar ve bakışlarına bir keskinlik yüklemiş­ti. Derste sahabîlerden bazı mizahî hadiseleri anlatırken sesli gülmesinde bile vakar ve muhab­bet görülürdü. Hocaefendi bir ilim talebesinin ilmi tahsil esnasında nasıl olmasını gerektiğini, ilimden maksadın amel olduğunu lisan-ı haliyle de açık bir şekilde ifade ediyordu. Bize ilimle iktifa edilemeyeceğini, ilimden asıl amacın amel olduğunu konuşmalarında ve dualarında sık­lıkla dile getirirdi. Özellikle derslerini yararlı ilim ve makbul bir amel için her zaman me’sur du­alarla bitirirdi. Belki birçok kimsenin bildiği bu dualar üstadın dilinde, tit­rek sesiyle daha farklı bir anlam ifade ediyor, kavi ve samimi bir âmin de­dirtiyordu.

icazet-2

İrşadu Tullabi’l-Hakaik adlı ders kita­bımızı aralıksız her gün okumak kay­dıyla kısa bir müddette hocamızın rahle-i tedrisinde bitirmiş olduk. Son birkaç günde de Sahih-i Buhari’nin ilk bablarından pasajlar okuttuktan sonra sahabilerin adaletiyle ilgili bir konferans verdi. 28 Temmuz Perşem­be günü derse müdavemet eden ilim talebelerine mezkûr kitabın icaze­ti takdim edilmek üzere vakfımız tarafından icazet töreni düzenlendi. İcazet töreni Hocamız Prof. Dr. Recep Şentürk, 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Kâfi Dönmez, Yalo­va Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu’nun konuşmalarıyla baş­ladı. Hocalarımız konuşmalarında hadisin önemini, isnadın bu ümmete has olup başka din­lerde bulunmadığını ifade ederek Itr Hoca’ya da teşrifinden dolayı teşekkür ettiler. Müdavim talebelerin isimleri okunarak Itr Hocamız eliyle icazetlerini verdi. Itr Hocamızın ilim talebe­lerine hadis ilmiyle iştigal etmeleri, müzakere ve tedris yapmaları için yaptığı tavsiyelerle ica­zet törenine son verildi. Bizi ilim maidesinden mahrum etmeyip zor şartlara rağmen buralara kadar teşrif eden, salih ameliyle ‘âdil’, hafızasıyla ‘zâbit’, selefe muvafakatle ‘şüzûz’dan uzak ol­masıyla ‘mahfuz’, sahih akide ve görüşleriyle ‘illet’ten uzak olan muhterem üstadımız Nured­din Itr Hocaefendi’ye teşekkür ediyoruz. Rabbim kendisine uzun ömürler, sıhhat, afiyet ve bize de nâfi ilim, sahih akide, salih amel ve âlimlerimizden daha fazla istifade etmemizi nasip eyle­sin. Son olarak bu ilim meclisinin hazırlanmasına vesile olan İSAR’ın değerli hoca ve talebele­rine ve fiziki imkânları sağlayan İSAM yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Allah kendilerinden razı olsun…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*