Prof. Dr. İbrahim Hakkul – Doç. Dr. Seyfeddin Seyfullah : Özbekistan’da İslâm ve Tasavvuf

Değerlendiren;Orhan Musakhanov

İSAR Özbekistan’dan iki önemli ilim adamını, Özbekistan Fenler Akademisi Alişir Nevâî Dil ve Edebiyat Enstitüsü’nün iki hocasını ağırladı. Özbekistan’ın zengin bir İslâmî mirasa sahip oldu­ğu, bugün Özbekistan sınırları içinde kalan Buhara, Semerkant ve Taşkent gibi şehirlerin tarih boyunca önemli ilim merkezleri olduğu hepimizin mâlumudur. Bu iki hoca kendi objektiflerinden Özbekistan’ın dîni-tasavvufî geçmişini ve bugününü bizlere sunmaya çalıştılar.

Konuşmasına Bahâuddin Nakşbend’in “bizim tarîkimiz sohbettir” sözüyle başlayan ve bugünkü Öz­bekistan topraklarında İmam Buhârî, Tirmizî, İmam Mâturîdî, Ahmed Yesevî, Bahâuddin Nakşbend, Zamahşerî, Necmuddin Kübra… gibi çokça muhaddis, mütekellim, fakih ve mutasavvıfın yetiştiğini söyleyen Seyfeddin Seyfullah, Buhara ve Semerkand’ın İslâm tarihindeki yerine mezkûr şehirler için çok eskilerden söylenmiş olan şu şiirle dikkat çekti.

Semerkand saykal-ı rûy-i zemîn est,

Buhara kuvvet-i İslâm-ı dîn est.

“Semerkant yeryüzünün cilâsıdır, Buhârâ İslâm dininin kuvvetidir.”

Hocalar bağımsızlık sonrasında daha çok Yesevîlik ve Nakşbendîlik hakkındaki neşriyatın yayım­lanmağa başladığını, cami, medrese ve türbelerin restore edilerek insanların hizmetine sunulduğunu slaytlar yardımıyla bizlere aktardılar. Şöyle ki, Buhara’da İmam Buhari, Ârif-i Rîvegerî, Mahmûd-i Encirfağnevî, Alî Râmitenî, Baba Semmâsî, Seyyid Emir Külal, İsmail Sâmânî türbeleri ve Şâh-ı Nakş­bend Medresesi, Taşkent’te Hoca Ubeydullah Ahrar Câmii, Zengi Atâ, Seyyid Atâ türbelerinin tamir edilerek ziyarete açıldığını söyleyen Seyfeddin Seyfullah, İmam Maturidi’nin kabrinin bulunduğu yerin Sovyetler döneminde bir Yahudi’nin zimmetinde olduğunu, bağımsızlıktan sonra satın alınıp tamir edildiğini söyledikten sonra Orta Asya’nın itikadi mezhebinin Maturidiyye, amelî mezhebinin Hanefiyye, tarikatının de Nakşbendiyye olduğunu vurguladı ve Türkiye’de de böyle olduğu kanaati­ni paylaştı. Semerkand’a gelince burasının bir velîler diyarı olduğunu, Bâburname’de Cennetu’l-Bâkî kabristanından sonra en çok velînin medfun olduğu yer olarak geçtiğini söyledi. Hz. Osman’ın kanının aktığı Kur’an nüshasına Taşkent’in ev sahipliği yaptığını da bizlere aktardı. Bugün Özbekistan sınırla­rı içerisinde bulunan diğer bir önemli beldenin Hârezm olduğundan bahseden Seyfeddin Seyfullah; Zemahşerî ve matematik ilimlerinin öncüsü olan Hârezmî gibi âlimlerin bu beldede yetiştiğini, bu bölgelerde önce Moğollar ve daha sonra Sovyetlerin birçok tarihi cami, medrese, tekke ve türbeyi ha­ rab ettiğinin de bölge insanının malumu olduğunu söyledi. Yeseviyye, Nakşbendiyye ve Kübreviyyenin ve bu topraklarda neşv u nemâ bulduğunu, Nakşbendî tarikat silsilesinin on iki hocasının (hâcegan) yine bu topraklarda medfun bulunduğunu ve Nakşbendî şeyhlerinin hâlen irşada devam ettiğini bize aktaran Seyfeddin Hoca Özbekistan’daki tarihî mekân ve şahsiyetlerin tanıtımını yaptı.

İslâm tarihinin Özbekistan’daki önemli mekân ve şahsiyetleri hakkında bilgi verildikten sonra bu ülke­nin bağımsızlığından sonra yapılan neşriyatın tanıtımına geçildi. Bu konuyu, çoğunluğu Ahmed Yesevî ve Yesevîlik kültürü üzerine yirmiden fazla kitap ve döryüzü aşkın makaleye sahip İbrahim Hakkul sundu. Hakkul, Sovyetler döneminde genel olarak dinî-tasavvufî eserlerin ve özel olarak da Ahmed Yesevî’ye dair çalışmaların Özbek halkının terakkîsine mânî olduğu vurgulanarak yasaklandığını ve hatta 1972 senesinde Yesevîlik hakkında bir çalışma yapan bir ilim adamının önce tımarhaneye atılıp daha sonra öldürüldüğünü anlattı. Sovyetler döneminde sadece Ali Şir Nevâî’nin eserlerinin yayım­landığını ve yayımlanırken de dîni-tasavvufî kısımların kırpıldığını, ilâhî aşkı konu edinen şiirlerinin mecâzî aşka hamledildiğini söyledi. 70 senelik Sovyetler zulmü altında milletin dinî-tasavvufî eser­lere susadığını, 1991 senesinde neşre hazırladığı Ahmed Yesevî hikmetlerinin iki yüzbin nüshasının çok kısa sürede tükendiğini anlatarak sözlerine devam etti. Bağımsızlıktan sonra kendisi ve Seyfeddin Hoca’nın öncülüğünde yapılan dinî-tasavvufî neşriyatı slaytlar vasıtasıyla sundular. Bu kitaplar arasın­da Türkçe yazılan ve Türkçeye tercüme edilmiş klasiklerden Özbek Türkçesine aktarılan kitaplar bir hayli yekûn oluşturuyordu. Necdet Tosun hocamız da, sunum yapan hocalara destek mahiyetinde yer yer Özbekistan ve tasavvufî kültürü üzerine gerekli bilgiler vermek suretiyle konferansı bir sohbet ve bilgi alışverişi mecrâsında zenginleştirdi.

İbrahim Hakkul bugünkü Özbekistan sınırlarında doğup büyüyen Necmeddin Kübra ve Kübrevîlik hak­kında bilgilerinin sınırlı olduğunu ve araştırmalarını bu yönde yoğunlaştırdıklarını ve Kübra’nın rubai­lerini bulduklarını ve Kübra hakkında yaptırdığı doktora tezinde yayınladıklarını ekledi.

Seyfeddin Hoca Sovyetler döneminde Kur’an-ı Kerîm’in Özbek Türkçesiyle yapılan bir mealinin olma­dığını, Mevlevî Hacı Hindistânî isimli Nakşî Şeyhinin ilk defa meâl hazırladığını ve kendisinin de bu meâli bugün kullanılan Özbek alfabesiyle neşrettiğini söyledi. Seyfeddin Bey, uzun ömrü boyunca çok­ça öğrenci yetiştiren büyük âlim Hindistanî’nin 80’li yıllarda Türkistan’a gelen Vehhâbî akımına karşı büyük bir ilmî vukûfiyet ve dirâyetle Mâturidî-Hanefî-Nakşî yolunu sözlü ve yazılı olarak müdafaa ettiğini ve aynı zamanda ömrünü Özbekistan’dan sürgün olarak gittiği Tacikistan’da Yakub-i Çerhî’nin türbesinde ibâdet, riyâzet ve talebe yetiştirmekle geçirdiğini söyledi. Bu zat vefat etmeden önce kabrine şu Farsça şiirin yazılmasını tavsiye etmiş:

Biraderân Hudârâ be hâkem guzer konîd

Be hâl-i tebâh-i men be rahmet nazar konîd

Neşv-ü nemâ-yi zindegî âhir nedâmetest

Yâd-i ez Hudâ konîd u zi gaflet hazer konîd

“Ey kardeşler Allah için toprağımı (kabrimi) ziyâret ediniz.

Benim nâçâr-bîçâre hâlime rahmet ile nazar ediniz.

Gelişip büyüyen hayatın sonu pişmanlıktır.

Allâh’ı hep hatırlayınız ve gafletten sakınınız.”

Soru ve cevap faslından sonra Reha Ermumcu kardeşimiz bizlere kanun ziyâfeti sundu. Hitâmuhu Misk.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*