Mukayeseli Hukuk Çalışma Grubu Fıkıh Düşüncesi Toplantıları – 6 Prof. Dr. Yunus Apaydın

Değerlendiren;A.Cüneyd Köksal

Fıkıh Düşüncesi Platformu toplantılarının altıncısının konuğu, Prof. Dr. Yunus Apaydın idi.

Hocamızın konuşmasından bazı önemli cümleler:

Fıkıh usulü, işlevini tamamlamıştır. Bu ilim, ümmetin Peygamber’den ve seleften kendilerine intikal edenleri temellendirmek için vardır. Fıkıh usulünden hareketle çözüm üretilmez, tam tersine usul üretilenin temellendirmesini sağlar.

Mesela kurban kesme hükmü, Kevser suresindeki “Venhar” kelimesinden çıkmaz. Önce kurban kesme emri vardır, bu emrin delillerinden birisi meyanında bu âyet de zikredilmiştir.

“Anlam” değişmez, “yorum” değişir. Anlam Peygamberimizden ilk neslin naklettikleridir, yo­rum bu anlamı anlama çabasıdır.

Fıkıh usulü üretilmiş olan anlamları temellendirir. Bu temel anlamların yitip gitmemesi için ulemanın ihdas ettiği bir ilimdir. Hicrî 4.-5. asırlarda usul tamamlanmıştır, sonrası aynı şeyleri farklı perspektiflerden yazma çabasıdır.

Yeni bir usule ihtiyacımız yoktur. Daha doğrusu ortada yeni bir ekol kurmak iddiası varsa yeni usul mânalıdır, yoksa mânasızdır.

Sistem kurulduktan sonra yapılacak ictihad, asla bir daha temellendirme ictihadı olmayacaktır, mezhep içi mukayyet bir ictihad olacaktır.

Yeni usul eserleri, gerçek anlamda usul kitabı sayılmazlar.

Fıkıh usulüne son iki asırda çok fazla anlam yüklenmiştir. Eğer usul yerine fürû fıkha ağırlık verilseydi, çok daha verimli çözümler üretilebilirdi.

Yunan eserlerinin tercümesi usulün mantığını etkilemiştir.

Din elimize kadar bozulmadan geldiyse, bunda biraz da Aristo mantığının vaktinde bize intikal etmesinin payı vardır.

Modern ictihad çabaları, fıkhın dinamizminin gelişmesine sekte vurmuştur. Çözüm yanlış yerde aranmıştır. İctihad çağrılarının anlamın korunması adına zararlı olduğu söylenebilir. İctihad çağrısı fıkhın donmasına sebep olmuştur.

Anlam Allah’a ve Peygamber’e aittir, yorumun ise önünü açmamız lâzımdır.

Kur’an lafzan değilse de mâna itibariyle fıkhın içine bedendeki kan gibi nüfuz etmiştir.

Fıkıh, illeti merkeze koyup gidebildiğin yere kadar gitmektir: İlletin götürdüğü yere git.

Hem zinde, hem dinde olalım. Zinde olmak adına dinden uzaklaşmayalım.

Maslahat ve makasıd temelli ictihad söylemi, geçmiş fukahaya nezaketsizliktir. Zira bütün fıkhî çözümler aslında maslahat ve makasıda dayanır. Esas itibariyle illet de mahiyeti gereği maslahatı içermektedir. İlletin test mekanizması, maslahat ve makasıda uymaktan ibarettir. Dolayısıyla bunlar zaten fıkıhta içkin durumdadırlar.

Telfik tam bir yamalı bohçadır. Telfikin sonu gelmiştir.

Fıkha, ekol sistematiği içerisinde yeni bir dinamizm kazandırmak gereklidir.

Fıkıh iki asırdır metruk durumdadır. Tekrar fıkha dönersek onun içerdiği imkânları görebiliriz.

Fıkıh devletsiz bir hukuk olarak oluşmuştur. Devlet organları fıkhın sadece işleticisidir.

Fıkıh tüzel kişiliği tanımaz. Çünkü fıkıh insanın sorumluluğu üzerine kuruludur.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*