Sağlıkta İsraf

Değerlendiren;Tuncay  Sandıkçı

sağlıkta israff

İSAR’ın Türkiye Diyanet Vakfı İSAM Konferans Salonu’nda düzenlediği Sağlıkta İsraf Sempozyumu oldukça yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programa YÖK Üyesi, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, YÖK Üyesi, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öz­türk, YÖK Üyesi, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, İstan­bul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Hamit Okur, Haydarpaşa Numune Hastanesi’nden Prof. Dr. M. İhsan Karaman, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Şen­türk, Yrd. Doç. Dr. Murat Çekin ve Dr. Bülent Özaltay, Prof. Dr. Volkan Tuzcu, Prof. Dr. Haydar Sur, Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş ve Hidayet Şahin’in da aralarında olduğu çok sayıda akademisyen, sağlık yöneticisi, doktor, öğrenci ve vatandaş katıldı.

Toplamda 4 oturum şeklinde ilerleyen sempozyum açılış konuşmaları ile başladı. İlk sözü alan Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın İSAM’ın faaliyetlerini ve İSAM kütüphanesini anlattı. Prof. Dr. Recep Şentürk İSAR vakfının kısa bir tanıtımını yaparak, vakfın bünyesindeki çalışma gruplarının faali­yetlerinden söz etti. İSAR Tıp ve Ahlak Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İhsan Karaman, grubun faaliyetlerinden ve hedeflerinden bahsetti. “Ayrıca Tıp ve sağlık alanında ulusal ve evrensel uygu­lamaların akıl ve ahlak süzgecinden geçirilip yapıcı değerlendirmeler ile doğru ilkelere kanalize edilmesi gereklidir.’’ diyerek sağlık harcamalarının belirli normlar belirlenerek denetlenmesiyle değerlerimize uygun bir hale getirilmesi gerekliliğine dikkat çekti.

Dokucu: “Akarsuyun yanında olsan bile suyu israf etme diyen bir medeniyetin çocukları, ne insan kaynağını, ne parasal kaynağı, ne de zamanı böyle hoyratça kul­lanmamalıdır.”

İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu bu tür ko­nuşmalarda biraz da soruna özeleştirel bir şekilde yaklaşılması gerektiğini belirterek, sağlık-insan gücünün gelişmiş ülkelere göre çok da iyi kullanılmadığına de­ğindi. Cihazı olmayan bir yere çok iyi uzmanlar gönderilmesi, hiç kalp cerrahisine ihtiyaç duyul­mayan bir ile sekiz tane kalp cerrahının atanması, bir yerde yedi kadın doğum uzmanının bulun­masına rağmen neredeyse hiç doğum yapılmaması gibi örneklerle yönetimsel sorunların üzerinde duran Dokucu, bu sorun üzerine sağlık yöneticilerinin ellerinin yettiğinden sorumlu olduklarını belirtti. Dokucu, 2006 yılında ilaca ayrılan payın 6 milyar dolar iken, bugün 15 milyar dolar oldu­ğuna ve bunun somut bir göstergesi olarak hastane depolarında zamanı geçmiş yüzlerce kutu ilacın bulunduğuna dikkat çekti. “Akarsuyun yanında olsan bile suyu israf etme diyen bir medeniyetin çocukları, ne insan kaynağını, ne parasal kaynağı, ne de zamanı böyle hoyratça kullanmamalıdır.” diyen Dokucu, sorunların çözümü için öncelikle farkındalığın arttırılması gerektiğini vurguladı ve bu farkındalığın arttırılması adına düzenlenen bu toplantıda emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerine son verdi.

Söylet: “Hiçbir mükemmel bina, hiçbir harika teknolo­ji, hiçbir sihirli ilaç insanı tedavi etmez; insanı insanlar tedavi ederler.”

Birinci oturum başkanı olarak söz alan Prof. Dr. Yunus Söylet, yapılan harcamaların ne kadarının ihtiyaç, ne kadarının israf ol­duğunu tespit etmenin tam zamanı olduğunu belirtti. “Hiçbir mükemmel bina, hiçbir harika teknoloji, hiçbir sihirli ilaç insanı tedavi etmez; insanı insanlar tedavi ederler.” diyen Söylet, en az para, ilaç ve teknolojik cihaz israfı kadar insan israfının da konuşulması gerektiğini söyledi ve bunu konuşmak için en uygun kişilerin toplantıda bulunduğuna değindi. İSAR Tıp ve Ahlak Çalışma Grubu’na teşekkür ederek birinci otu­rum için konuşmacıları davet etti.

Şentürk: “İsraf, bir davranış bozukluğudur.”

“Tüketim Kalıpları ve Değerlerimiz’’ başlıklı bir tebliğ sunan Prof. Dr. Recep Şentürk israfı değerler bazında ve sosyolojik boyutta incelemeye aldı. “İnsanın davranışını değerler yönlen­dirir.” diyen Şentürk toplumda ortak bir değer anlayışının be­lirlenmesinin uzun bir süreci kapsadığının altını çizdi. Modern dönemle birlikte hastanelerin de hekim-hasta ilişkisine dahil olması üzerine bu bağın kişisel düzeyden devlet düzeyine çıktığını belirten Şentürk, sosyal devlet anlayışı sonucu devletin üstlendiği sağlık harcamalarının belirli değerler kapsamında denetlenmesi­nin, yönlendirilmesinin ve sınırlandırılmasının gerekliliğine vurgu yaptı. İktisadın israf ile cimrilik arasında bir yol olduğunu ve kesin olarak belirlenmesinin de kolay olmadığına değindi. Düzgün bir politika üretebilmek adına, hem şahıslar hem de kurumlar bazında yeni değerler ortaya konulması gerektiğini söyleyen Şentürk, özellikle tıp alanında belirli değerler çerçevesindeki yaptırımların sa­dece hukuki sınırlar ile belirlenemeyeceğini, bundan dolayı vicdani ve sosyal sınırlandırmaların da devreye girmesi zorunluluğundan bahsetti.

“Global kapitalizmin gölgesinde belirlenen tüketim kalıplarımızı, kendi medeniyetimizin değerleri ışığında yeniden tayin etmeye çalışmalıyız.” diyen Şentürk, bu bilinci oluşturduğumuz takdirde israf denilen davranış bozukluğunu düzeltebileceğimizi belirterek sözlerini tamamladı.

Okur: “İsrafın temelinde insan yatıyor.”

“Hayatımızda İsraf ve İktisadın Yeri” başlıklı tebliği ile Prof. Dr. Hamit Okur israf anlayışını farklı yönleri ile ele aldı. Af­rika’daki yiyecek içecek sorununu ve Batı’daki israfı karşılaş­tırmalı ve görsel açıdan zengin slaytlarla ele alan Okur, “İs­rafın temelinde insan yatıyor.’’ dedi. Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki “Sizin pantolonlarınızın paçalarındaki ek­mek kırıntıları ile Afrikalı çocuklar doyar” sözünü aktardı. Kur’an-ı Kerim’deki “Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” ayeti (A’raf suresi 31. âyet) üzerinde duran Okur, sözlerine hadis-i şeriflerle devam etti. Yeni bir medeniyet, yeni bir toplum ve yeni değerler inşa etmeliyiz diyen Okur, sözlerini İbn Sînâ’dan bir alıntı ile bitirdi: “…Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir.” “Hasta-hekim ilişkisinin hukuki boyutunun ağırlık kazanması hekimi korkutuyor.”

İlk iki sunumun ardından salondan gelen bir katkıda, hekim-hasta ilişkisinin son düzenlemelerle daha hukuki bir ilişkiye döndürüldüğü ve hekimin uyguladığı tetkiklerin sonradan açılan davalarda delil olarak kullanıldığı belirtildi. Bunun da hekimin hastaya daha korkarak yaklaşmasına ve ilaç kullanımında israfa gitmesine sebebiyet verdiği söylendi.

Öztürk: “Kâinatta her şey büyük bir ekonomi içerisinde ve hiçbir şeyi kirletmeden hareket etmekte.”

Salondan gelen katılımların ardından Prof. Dr. Recep Öztürk tarafından sunulan “Değişik Yönleriyle Sağlık Alanında İs­raf ” başlıklı tebliğe geçildi. Makro kozmosta binlerce gezege­nin ve gök cisminin yörüngesini hiç şaşırmadan, muntazam bir şekilde, tam bir iktisat halinde enerjisini boşa harcama­dan hareket etmekte olduğunu ve bunun aynısının mikro kozmosta da görülebileceğini belirtti. Sayıştay’ın 2005 yılında yayımladığı rapordan somut örnekler vererek ilaç, tetkik, insan gücü, malzeme gibi konularda israfı ele aldı. Kanıta dayalı tıbbın önemine değinen Öztürk, cihaz ve test israfının önemli boyutlarda olduğunu söyledi ve akılcı laboratuar kullanımının ehemmiye­tinin altını çizdi.

Sağlık harcamalarını kontrol etmek, kamu kaynaklarının maliyet-etkili kullanımını sağlamak, standartları belirlemek, verimliliği ve hizmete ulaşılabilirliği artırmak için sağlık ekonomisine ihtiyaç olduğu belirten Öztürk, israfı önleme konusundaki konulara değinerek sunumunu ta­mamladı.

Ayyıldız: “Evinde ekmeği israf eden kişi, hastanede en­jektörleri zayi etmeyeyim diye hassasiyet göstermez.”

Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu’nun başkanlığını yapmış oldu­ğu ikinci oturumun ilk konuşmacısı “Tüketilen Terminoloji: Sağlıkta İsraf Kavramının İsrafı” başlıklı tebliği ile Dr. Osman Ayyıldız’dı. Konuşmasının başında terminolojik olarak israf kelimesini inceleyen Ayyıldız, daha önceki konuşmacıların da atıfta bulunduğu A’raf suresinin 31. âyetinin başındaki “Ey ademoğulları” lafzına dikkat çekti. Hitabın tüm insanları kapsadığı için kardeşlik sorumluluğunun israfa engel olduğunu belirten Ayyıldız, bir hadis-i şeriften yola çıkarak insanın canının ve arzu ettiği her şeyi yemesinin israf olduğunun altını çizdi.

Ayyıldız, ekmek israfının medyada belirli zaman aralıklarla tekrar tekrar dile getirilmesinin, insan­ların bu soruna karşı olan hassasiyetlerinde eksilmeye sebep olduğunu vurguladı. Ayyıldız, “Ekmek israfına dönersek, herkes zaten israf ediyor psikolojisine girer insanlar. O zaman hiç başlamayalım.” diyerek, çözümün “hattı müdafaa yerine sathı müdafaa, sağlıkta israfı önlemek yerine; tasarruf ve iktifa kültürü” anlayışında olduğunu belirtti.

Evinde ekmeği israf eden kişinin, hastanede enjektörleri zayi etmeyeyim diye hassasiyet gösterme­yeceğinin altını çizen Ayyıldız, öncelikle ahlak ve maneviyat ile birlikte tasarruf kültürünün yerleş­tirilmesi gerektiğini belirtti.

Çağıl: “Biz önce harcıyoruz, tüketiyoruz. Sonra sağlığı­mız bozuldu deyip tekrar harcıyoruz.”

İkinci oturumun ikinci konuşmasını “Sağlığın İsrafı” başlık­lı tebliği ile Uz. Dr. Hasan Çağıl yaptı. Konuşmasının başında Batılı ülkeler ile Türkiye arasında sağlık ödemesi konusunda farklılıklar bulunduğunu belirten Çağıl, “Biz bir çocuğun göz­lerinin görebilmesi için maliyeti önemsemeden ne kadar tutarsa veririz. Oysa İngiltere, o çocuk için ne kadar masraf yapacağını hesaplar ve ben bu operasyon için şu kadar para öderim, fazlasını ödemem der.” dedi.

İnsanların insani fıtratlarına uygun hareket ederlerse ekonomik olarak zaten tasarruf etmiş olacak­larını belirten Çağıl, akılcı ilaç kullanmaya bakmak yerine, ondan önce, ilaç kullanmamaya bakmak gerektiğinin altını çizdi.

Hekimlerin, sağlığın israfı hususunda büyük rol oynadıklarını vurgulayan Çağıl, “ne olur, ne olmaz” an­layışıyla neredeyse hekimlerin tümünün ilaç yazdığını söyledi. Çağıl, “Sağlığın israfında hem vatandaş­ların bilinçlendirilmesi, hem onları eğitme açısından, hem de uygulamalarımızda yapmış olduğumuz hatalarımızı düzeltme açısından en büyük sorumluluk hekimlerindir.” diyerek sunumunu tamamladı.

Çekin: “Bizatihi tıp, bir israf haline gelmiştir.”

“Tıp israfı” adlı dikkat çeken başlıkla ikinci oturumun üçüncü tebliğini Yrd. Doç. Dr. Murat Dinçer Çekin sundu. Konuşma­sının başında somut örneklerle israf için alınan önlemlerin, kendilerinin israfa sebebiyet verdiği için dikkatli olunması ge­rektiğine değinen Çekin, yaklaşan Kurban Bayramı’na da atıfta bulunarak, günümüzdeki derin dondurucuların bir ineği alabi­lecek boyutlarda olduğunu, bu durumun da infak anlayışımızı zedelediğinin altını çizdi.

“Çok yiyen herkes, başkasının az yemesine yol açar; her israfın kazananı kadar da kaybede­ni vardır; herkes kaybetse bu kadar israf olmaz.” diyen Çekin, kaynakların sınırlı olduğundan dolayı terazinin kefelerindeki dengesizliğin mutlak suretle eşitsizliğe götüreceğini vurguladı. Çekin, hastalık teşhislerinde, hastalık anlayışlarında, ilaç kullanımında, istatistiki araştırmalar­da, hekimlerin ve hastaların tutumlarında mevcut bulunan sorunlara farklı örneklerle dikkat çekti. “Birçok durumda organizma tedavi sayesinde değil, tedaviye rağmen iyileşiyor.” diyen Çe­kin, ilaçla tedavinin normal değil anormal bir durum olduğuna dikkat çekti ve sağlık kurumu­na başvuranların %20’ye yakınının daha önce tıptan zarar gördüğü için başvurduğunu belirtti. Çekin, hekimlerin hastalar üzerinde tutumunun, hastalara ilacı adeta bir sorumluluk, bir görev olarak benimsettiğini ve bu durumun tamamen ilaca bağımlı insanlar meydana getirdiğini söyledi. Çekin, İbn Haldun’dan yaptığı: “Şehirliler daha çok tıbba ihtiyaç duyarlar. Çünkü onlar az hareket eder, kötü hava teneffüs ederler ve çok yerler.” alıntısına, “Tartışmasız kabul ettiğimiz kurallardan bu işe başlamalıyız.” sözlerini ekleyerek sunumunu tamamladı.

Aydın: “Akli dengesi yerinde iken sigara, alkol, uyuş­turucu kullanmak israf mı değil mi?”

Öğlen arasının ardından Prof. Dr. Selami Albayrak’ın baş­kanlığını yaptığı üçüncü oturuma geçildi. “Sağlıkta İsraf Sağlıktan İsraf mıdır?” başlıklı bir tebliğ sunan Prof. Dr. Sa­bahattin Aydın, sözlerine israf kavramına değinerek başladı. İsrafın izafi anlam taşıdığını belirten Aydın, bu anlayışın ki­şinin ekonomik durumu, dünya görüşü gibi etkenlerle değişebileceğinin altını çizdi.

Aydın, Türkiye’deki sağlık bütçesine, ilaç harcamalarına, tıbbi cihaz kullanımına yönelik verdiği ra­kamlarla mevcut kaynağı kullanmada sorunlar yaşandığının altını çizdi. Dünyada kişi başı sağlık harcamalarındaki mevcut durumun adaletsizliği en iyi şekilde yansıttığını söyleyen Aydın, kişi başı en çok harcama yapan ABD’nin de sisteminde ciddi sorunlar olduğunu ve sistemin kendi içinde israfı barındırdığını belirtti. Sağlıkta israfın; hayatın, zamanın, sağlığın ve sağlık için kaynakların öl­çüsüz harcanması olduğuna değinen Aydın, buradaki ölçü kavramının kişinin baktığı yere göre çok büyük farklılıklar getireceğini söyledi. Aydın, “İsraf ve cimrilik arasında kalan iktisat ve cömertliğin sınırlarının ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.’’ diyerek sunumunu noktaladı.

Tuzcu: “Ne olduğu belirsiz ilaçlar birdenbire Türkiye’ye giriyor, bir kontrolsüzlük mevcut.”

Prof. Dr. Volkan Tuzcu, “Batı Ülkelerindeki Tedavi Yöntemle­rinin Uygulanma Kurallarının İsraf ve Tasarruf Açısından Ül­kemizle Karşılaştırılması’’ başlıklı tebliğinin başında, yeni bir ilacın çıkım aşamalarının neler olduğuna değindi ve ABD’de bu işlemlerin nasıl yürütüldüğünden bahsetti.

İlaç çıkarmanın maliyeti yüklü bir iş olmasından dolayı ülkemizin bu konuda çok ileride olduğunu söy­lemenin güç olduğunu belirten Tuzcu, ilaç üzerine çalışacak yeterli kaynağımızın ve bu konuda yetişmiş insanların da pek bulunmadığını söyledi. Kurtarıcı ülke vasfıyla ilaç şirketlerinin içine sinmediği ilaçları kobay ülkelere gönderip bu ülkelerde denediğini ve Türkiye’nin de bu ülkelerden biri olduğunu belirten Tuzcu, “Kimi zaman ne olduğu belirsiz ilaçlar Türkiye’ye giriyor, bir kontrolsüzlük mevcut” dedi.

Tuzcu, Türkiye’de mevcut bulunan ihale sisteminden ötürü hekimin hasta üzerinde istediği mal­zemeyi kullanamadığına dikkat çekti. Tuzcu, tebliğine israfı önlemede denetlemenin çok önemli olduğunu ve sağlık personelinin de moralinin çok bozuk olduğunu belirterek son verdi.

Sur: “İsraf tartışmaları verimlilik düzleminde ele alınmalı.”

“Sağlık Hizmetlerinde Tahsisat Verimliliği ve Operasyonel Ve­rimlilik’’ başlıklı tebliği ile üçüncü oturumun son konuşmasını Prof. Dr. Haydar Sur yaptı. Sunumunun başında Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık sistemleri için olmazsa olmaz saydığı etkin­lik, verimlilik ve hakkaniyete bir de insaniyeti ekleyen Sur, “İn­saniyeti ortadan kaldırırsanız ne yaparsanız yapın hastayı yine küstürürsünüz.” dedi.

Sur, verimliliği farklı tanımları ile ele alarak, bu tanımlamaların verimliliği uygulayan birime göre değişeceğini belirtti. Teknik, üretimsel ve sosyal verimlilik kapsamlarını inceleyen Sur, operasyo­nel verimlilik için tahsisat verimliğinin de mutlaka mevcut bulunması gerektiğinin altını çizdi.

Sur, ülke çapında verimlilik analizini inceleyecek çalışmaların yapılmasının gerekli olduğunu belir­terek sözlerini tamamladı.

Erdoğmuş: “Bugünün kariyeri basketbol tarzı kariyer­dir. Oyun çok hızlıdır. Oyuna giren maksimum faydayı sağlar ve çıkar.”

Günün son oturumunun ilk konuşmasını “İsrafın Görünmeyen Yüzünü İyileştirmek: Yönetim ve Organizasyon” başlıklı tebliği ile Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş yaptı. Erdoğmuş, sağlıkta israf konusu­nun görünmeyen yüzü olan yönetim ve organizasyonu inceledi. Kurumsal başarının farklı boyutlarda ele alındığına değinen Er­doğmuş, sadece finansal boyutta başarıyı değerlendirmeyi dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya benzetti ve “Bu anlayış nerede olduğunuzu gösterir ama nereye gittiğinizi göstermez.” dedi.

İki basamaklı kariyer yoluna dikkat çeken Erdoğmuş, uzmanlara yönetsel eğitim verilmemesinin birçok olumsuz sonuç doğurduğunun altını çizdi. Erdoğmuş, iyi bir uzmanın yönetici yapıldığı zaman kaybın çift boyutlu olabileceğine değinerek, iyi uzmanları yönetici yapmadan bulundukları konumda nasıl tu­tulabileceklerinin düşünülmesinin gerektiğini söyledi. Kişi iş uyumuna ve pozitif psikolojik sermayeye vurgu yapan Erdoğmuş, günümüz kariyerini basketbol oyununa benzeterek sunumunu tamamladı.

Şahin: “Hastanelerin dolum oranlarına göre perfor­mans ölçülürse başarısızlık maliyeti üzerine bütçe oluşturulmuş demektir.”

Sempozyumun son konuşmasını “Sağlıkta İsrafı Önlemede Ka­lite Yönetim Sisteminin Rolü ve Önemi” başlıklı tebliği ile Hi­dayet Şahin yaptı. Şahin, konuşmasının başında israfı önleme adına doğru politika koymadan, hedef belirlemeden, planlama yapmadan sadece bireyin davranışının değişmesini bekleyerek sorunu düzeltmeye çalınmanın hayal olduğunu belirtti. “İzlendiğini ve ölçüldüğünü hisseden insan en doğru hareket eder.” diyen Şahin, sadece alkol ve pamuk denetlemesiyle bile bir hastanenin yılda 2 trilyon kazanç sağladığını belirt­ti. Başarısızlık maliyeti üzerinden birçok defa değerlendirmelerin yapıldığının altını çizen Şahin, “Allah hepimizi başarısızlık maliyetlerinden korusun.” diyerek sözlerine son verdi. Prof. Dr. Recep Öztürk, yaptığı genel değerlendirmede, yapılan sempozyumun sonuç verici ve hayata geçirilebilecek şeyler ortaya koymasının önemi üzerinde durdu ve ‘…dedemizin o Karadeniz’in karlı dağlarında akan soğuk sularda bile ‘’su da biter evladım” diyen bilge tavrı hakikaten bize israf çalışmalarında yol gösterecek diye düşünüyorum.’ diyerek aslında içimizde var olan değerlerimizi hatırlamamızın israf sorununu çözmedeki metodu oluşturacağını vurguladı. Mevcut sorunlardan ve bu sorunlara çözüm getirecek işlerden kısaca bahseden Öztürk, konuşmacıların tebliğlerindeki önemli noktaların altını çizerek, genel bir değerlendirme ile sözlerini tamamladı.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*