Afroz Ali: ‘‘Modern Dönemde Modern/Klasik Eğitim’’

Değerlendiren;Furkan Işık

Toplumda bir aksaklık görüldüğünde ve bunun sebeplerine inilmek istendiğinde, o alaycı ve acı “Eğitim şart!” klişesi kaçınılmaz son oluyor. Her ne kadar alaya alınsa da insanlar bu sorunun cevabında hemfikir, lakin içini doldurmakta çok büyük sıkıntılar var. Dünyadaki mevcut eğitim sistemlerindeki belirgin bozukluklar, İslam coğrafyasın­da adeta insanın gözüne batmakta. Ve maalesef bahsi geçen konuda batının bizden ile­ride olmasının sebebi eğitimin üzerine ciddiyetle düşen akademisyenlere sahip olması. Ama neyse ki İslam dünyasından da yol gösterebilecek insanlar çıkmakta. Afroz Ali bu konuda sayılı diyebileceğimiz isimlerden.

Afroz Ali Avustralya’nın Sydney şehrinde Gazzali İslami Bilimler ve İnsani Gelişim Merkezi’nin (Al-Ghazzali Centre for Islamic Sciences & Human Development) kuru­cusu ve başkanı. Kendisi İslam geleneğinde donanımlı bir imam olup, geleneksel İslam üzerine çalışmalarından sonra İslami Bilimler üzerine yoğunlaştı. Çalışmaları kendisi­ni Suudi Arabistan, Yemen, Amerika, Moritanya ve daha nice ülkelerdeki günümüzün donanımlı İslam alimleri ile çalışmasına imkan sağladı. Ayrıca El-Ezher Üniversitesi alimleri ile İslam hukuku hakkında çalışmalar yapmak için Kahire’ye gitti. Şu an İslam hukuku, maneviyat, çevre sağlığı, ahlaki hak ve sorumluluklar hakkında seminerler ve atölyeler düzenlemekte.

İSAR’da yaptığı konuşmada modern çağda klasik İslami eğitimden bahsetti ve mevcut eğitim sistemindeki sorunlara önerdiği çözümler Batı’nın da aradıklarından farklı değil ve daha da fazlası idi.

Afroz Ali konuşmasına eğitim ile alakalı tanımlamalarla başladı. Ve bunlardan ilki özel­likle ülkemizde belirgin olan “vahşi batılılaşma” sürecini de eleştirir nitelikteydi: Batı hakkında konuşulduğunda genel yargı batılılaşma ile modernleşmenin bir olduğu yö­nünde. Ve devam ediyor:

Modernite, mevcut çağ ve ilerisi ile ilgilidir, ve o ana göre değişkendir. Modern olma hali o ana verilen yanıttır. Zaman ve mekan bakış açısına göre değişen kavramlardır, peki doğru bakış açısı hangisi? Bunun cevabı İslam’dadır.

Günümüzün, problemlere kaynaklık eden beş gerçekliği var. İlk olarak bilim algısı. Bi­lim bilgiye olan yatırım iken; teknoloji ve üretim için bir araç haline gelmiştir. Bunu takiben sadece kendi mevcudiyetine hizmet eden kapitalizmin varlığı. Kapitalizmin so­rusu “nasıl kâr yaparım?”dır. İslam’daki soru ise “mal varlığını nasıl dağıtabilirim?”dir. Üçüncü olarak sekülerist yaşam: seküler hayata hastaca bağlanmış kişilerin ve insanları kendisi gibi yaşamaya sürükleme serüveni. Bu hayat tarzı insanın kendisini ilahlaştır­makta; buna karşın İslamda olan ise daha yüksek bir amaç için yüksek maneviyata da­yalı bir hayat. Tüketmeye dayalı ekonomi bir diğer problematik gerçek. Ruhsal boşluğu tüketimle doldurma çabası ve sonrasında gelen çevresel ve psikolojik mahvoluş. Ve son olarak eğitimin sadece sanayileşmenin ilerleyişi için bir araç haline gelmiş olduğu, bu da bizi sisteme köle haline getirmekte; İslamda ise eğitimin amacı gelecek için bir ha­zırlıktır.

Bilgi kendimizi anlamamızı sağlar, kendimizi tanıyarak yaratanı tanırız ve ona nasıl kul olacağımızı bu sayede kavrarız.

İnşaallah İslami eğitim sisteme ilaç olacaktır. Eğitimi İslami olarak isimlendirirken dik­katli olmalıyız. İslami eğitim dini ilim ve bilim olarak ikiye ayrılır. Eğer Müslüman ise­niz ve bilim ile uğraşıyorsanız İslam sizin sınırlarınızı belirler. İslama göre bilgi faydalı olmalıdır. “Faydasız ilimden sana sığınırım” diye dua eden bir peygamberin ümmetiyiz. Bize fayda sağlayan eğitim İslamidir, ayrıca İslamlaştırılmaya ihtiyacı yoktur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*