Prof. Dr. Hayreddin Karaman: “İslamcılık Tartışmaları”

Değerlendiren;Haris Toprak

İstanbul Araştırma ve Eğitim Vakfı 2012-2013 yılı seminerleri açılış dersini Prof. Dr. Hayreddin Karaman Hocamız verdi. Hocamız “İslamcılık Tartışmaları” başlık­lı konuşmasına geçmeden önce vakfımızın seminerlerine devam eden ve aramıza yeni katılan arkadaşlarımızın cümlesine hayırlı ve faydalı ilim dualarıyla başladı. Klasik ve modern bilimleri aktaran bir eğitim kurumu olan vakfımızdaki semi­nerleri takip eden öğrencilerin, ikinci bir üniversite okumuş gibi donanımlı ye­tiştiklerine dikkat çekti. Karaman Hocamıza göre zahir ilim, batın ilim ve hareket kabiliyetinin birbirinden ayrılmaması gerekir. Bunların güzel bir birleşiminin İslamî Hareketin öncülerinden olan Senûsî’de bulunduğunu görmekteyiz. İşte vakfımızın en güzel gayelerinden, arzularından biri de öğrencilerine bu meziyetleri nakşetmek olmalıdır. Karaman Hocamız bu girizgahtan sonra İslamcılıkla alakalı fikirlerini bizlerle paylaştı. Hayreddin Karaman’ın konuşmasından satır başları şöyle:

– Eskiden müsteşriklerin ve gayrımüslimlerin sıkça gündeme getirdiği “İslamcılık Öldü” tabiri bu defa Müslümanlar aracılığıyla gündemi meşgul etmektedir.

– İlk defa gündeme geldiğinde kendisini ne ırk öncelikli ne de batı öncelikli ve ek­senli gelişmede değil bilakis İslam’a geri dönerek, İslam’ı daha iyi yaşayarak gelişme taraftarı olarak tanımlayan kişilere “İslamcı” dendi. Bunlardan seçkin bir örnek ola­rak Ahmed Naim Bey’i zikredebiliriz.

– Bu tartışmada çok önemli olan “muhteva”yı müzakere etmek, konuşmak yerine “isimlendirme”yi tartışmak büyük resmi kaçırmak demektir. Müslümanlar ilk önce İslamcılık tartışmalarında “nasıl adlandıralım” sorusundan ziyade “nasıl olmalı” so­rusunu cevaplandırma gayretinde olmalıdırlar. İslam içine neyi alıyor ve neyi al­mıyor sorusu üzerinde durulmalıdır. Asıl önemli nokta burasıdır. Çünkü bir kesim “İslam’ın devletle siyasetle alakası yoktur, bu İslamcılar da kötüdür çünkü İslam’ın içine siyaseti sokuyorlar” demektedirler.

– İslamcılık’ın ölmediğinin yegane kanıtı “İslamcılık öldü” diyenlerin hâlâ ısrarla bu konuyu tartışıyor olmalarıdır. Dolayısıyla bu kesim İslamcılık adı altında bizzat İslam’ı tartışıyorlar. Fakat bunu açıktan açığa yapmıyorlar.

– İslamcılık’a karşı çıkanların kahir ekseriyeti İslam Birliği’ne zarar vermenin bir yolu da bu olduğu için böyle yapmaktadır.

– Kur’ân-ı Kerîm gayrı müslimlerin yönetici olarak Müslüman halkın başına geçme­sine müsaade etmemiştir. Mukadderatınızı gayrımüslime teslim etmemeyi emret­miştir. Medine’de kurulan şehir devletinin 52 maddelik kanunnamesinde Yahudi ve Hıristiyanların da o halkın bir parçası olduğu, gerektiğinde kendilerinin de fikirle­rinin alınacağı, fakat son sözün hiyerarşik düzende Allah’ın ve Rasulü’nün olduğu yazmaktadır.

– Şu an Müslüman coğrafyanın bütün güç, nüfus, nüfuz, yer altı yer üstü kay­nakları göz önüne alındığında İslam Birliği’nin ne kadar muazzam güzellikte bir mefhum ve dava olduğunu anlamak mümkündür. İşte İslamcılık bu hedefi ana gaye edinmiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*