Faizsiz Bankacılıkta Sermaye Toplama Yöntemleri: Cari ve Katılma Hesapları / Servet Bayındır – Bekir Halaçoğlu

Değerlendiren: Mustafa Runyun

20 Ekim 2012 tarihinde İSAR’da yapılan İslami iktisad seminerle­rinin konusu, katılım bankacılığı (faizsiz bankacılık) sisteminde sermaye toplama yöntemleriydi. Konuklar ise bu konudaki çalış­malarıyla tanınmış İstanbul Üni­versitesi ilahiyat fakültesinde öğ­retim üyesi olan Servet Bayındır ve Kuveyt Türk’ün hukuk danış­manı Bekir Halaçoğlu idi. Ser­vet Bayındır hocamız mal, faiz, akit, mal edinme yolları (meşru ve gayri meşru), bankacılık sis­temi ve katılım bankacılığı sistemini fıkhi ve teorik temelde anlattıktan sonra, Bekir bey de uygulamada ortaya çıkan problemleri ve uygu­lamanın nasıl olduğu konusunda dinleyicileri bilgilendirdi. Konukların soru faslından sonra da konferans sona erdi.

Öncelikle mal kavramına değinen Servet Ba­yındır “mal” kavramının önceden sadece al­tın ve gümüşü kapsayan bir tanımı olduğunu; sonraki dönemlerde ise anlamının gelişerek bugünkü manada menkul ve gayrımenkul malların tümünü kapsayan bir anlam aldığını belirtti. Bugün­kü anladığımız manada fıkıhta “mal”ın tanımı: “Elde edilip ih­tiyaç zamanı için biriktirilmesi ve normal olarak yararlanılması mümkün ve caiz olan şeylerdir.”

Bundan sonra mal çeşitlerine değinen hocamız, çok çeşitli tas­nifler vermesine rağmen, günün konusunu en çok ilgilendiren iki tasnif üzerinde dikkat çekti: Misli ve Kıyami mallar, tüketi­len ve tüketilmeden kullanılan (fayda[menfaat] sağlanan) mallar. Burada özellikle misli ve kıyemi mallar üzerinde dur­makta fayda var: Misli mallar, standart, çarşı-pazar gibi üretim ve satım yerlerinde aynısı bu­lunabilen mallara misli mallar denir. Yumurta, arpa, buğday, kumaş (ve bunlardan yapılan kıyafetler) ve para gibi mallar misli mal star­tüsüne girerler. Kıyemi mallar ise, çarşı-pazar ve benzeri yerlerde eşi bulunamayan (bulun­ması mümkün olmayan) mallardır; hayvanlar, ikinci el kullanılmış her türlü eşyalar, halılar ve benzeri ürünler (mallar) kıyemi mal statüsüne girerler. Peki pratikte “Bu tasnif nasıl bir sonuç doğurmaktadır?” dersek, misli mallar borç olarak zimmete kayda geçirilebilirken, kıyemi mallar zimmete borç olarak kayd edilemezler.

Sonra Servet Bayıdır hocamız, fıkıhta meşru ve gayrı meşru mal edinme yöntemlerine değindi.

Fıkıhta meşru mal edinme yöntemleri: 1-İhraz 2-Miras 3-Vasiyet 4-Hibe 5-İnfak/sadaka 6-Karz (misli ve tüketilen mallarda) 7-Ariyet (Ödünç) [Tüketilmeden kullanılan mallarda]

8-Ticaret A-Alım-Satım

B-Ortaklık

Gayrimeşru mal edinme yöntemleri

1-Rüşvet (2/186) Bir diğer konu olan ticaret klasik fıkıh kitaplarımızda:

مبادلة مال بمال آخر olarak

2-Hırsızlık (5/38-39) tanımlanmıştır. Buradan hareketle ticaretin iki farklı mal ile yapılabilen bir değiş-tokuş

3-Gasp (5/38-39) faaliyeti olduğunu anlıyoruz. Bu kısa girişten sonra alım-satım akidlerinin çeşitlerine

4-Dini kullanmak (9/34) değinmek gerekirse:

5-Ölçü tartıda hile (83/1-5) Fiyat tespit yöntemi bakımında satış akidleri:

6- Kumar (5/90-91)

1-Pazarlığa dayalı satış akidleri (müsaveme)

2-Güvene dayalı satış akitleri (emanet akidleri)

7-Bey’ul İne (Hileli yöntem)

8-Faizcilik

a-Murabaha (Mülkiyet+karlı satış)

b-Tevliye (maliyetine satış)

c-Vedia (zararına satış)

Konuşmasının son kısmında Servet hocamız bankacılık sistemi üzerinde durdu. Kısa bir tarih girişinden sonra günümüzdeki uygulamaları dinleyicilere anlattı. Katılım bankalarında sermaye toplama yöntemlerini genel anlamda iki kısma ayırdı ki bunlar: Özel cari heasplar ve katılma hesaplarıdır. Önceki bölüme ek olarak hocamız katılma hesaplarının İslam hukukundaki mudara akdi ile aynı mantıkta olduğu belirtti. Son olarak bazı ulemanın cari hesapları usulsüz vedia olarak değerlendirdiğini söyledi. Ulemanın bir kısmı buna delil olarak bankanın bu paralar üzerinde istediği gibi tasarruf etmesini ve bununla beraber o parayı korumak için fazladan para aldığını gösterdiklerini söyledi. Bu sebeple bankaların onlara bir para vermeleri gerektiğini söylediklerini belirtti. Ona göre bu doğru bir tanımlama değil. Çünkü aynı Zübeyir bin Avvam’ın yaptığı gibi bu bir karz’dır. Çünkü Zübeyr bin Avvam insanların paralarını emanet olarak almıyor; paraların üzerinde tasarrufta bulunuyor ama insanlar istedikleri zaman paralarını ondan tahsil edebiliyorlardı.

Daha sonra sözü alan avukat Bekir bey ise Setvet hocamızın kurduğu teorik düzlem üzerine pratiğe yönelik açıklamalarda bulundu ve katılım bankalarının bu iki yöntem dışında “Ortak Fon Havuzu” isimli bir yöntem ile de sermaye topladıklarını söyledi. Servet hocamız Bekir Bey’e usulsüz vedia ile karz’ın arasındaki pratiğe tekabül eden farkı sordu. Bekir bey usulsüz vedia’nın bankaların faiz verebilmesi için kullanıldığını söyledi.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*