Takva, İlim ve Medeniyet / Dr. Hasan Hattâb

Değerlendiren:Orhan Musakhanov

Hamd ve salâttan sonra sözüne “ilim, takva ve medeniyetin ayrılmaz bir bütün olarak bilin­mesi gerekir” diye başlayan konuşmacı, bundan birinin kaybedildiği zaman hastalığın artık iyi­leştirilemez olduğunu belirtti. Konuşmacı, sö­zünün başında şunu vurguladı: “İlim ve takva olursa zaten orada medeniyet vardır (tahsîlu’l-hâsıl).”

“Takva emredilenleri yapmak, nehy edilenler­den sakınmaktır.” diyen konuşmacı takvanın en düşük derecesinin iman ve en yüksek derecesininse ihsan –Allah’ı sanki görüyor­muşçasına ibadet etmek- ol­duğunu, kendisi Eş’arî olduğu için imanın da artıp azalaca­ğını söyledi. Ünlü kelam ali­mi Bâkıllâni’nin ilim tarifini nakletti. İlim, bir şeyi olduğu hal üzere bilmektir (el-İlmu’ ma’rifetü’ş-şey’ ‘alâ mâ hüve ‘aleyhi) Ancak bu tarife iti­raz edildiğini, Fahr-ı Râzi’nin ilmin efrâdını câmi’ ağyârını mâni’ bir tarifinin yapılama­dığını belirttiğini aktardı. Ancak yine de Bâkıllâni’nin tarifi, usûlcüler, felasife ve mütekelliminin de müttefik olduğu üzere Müslümanların, Avrupalılar gibi ilmi “tecrübe edilebilir bir şey” olarak göstermedikleri yönündedir. Biz Müslü­manlarda din ve gaybi bilgilerin hepsi ilim ad­dedilir. Nitekim ilmi, tecrübe edilir ve hissedilir olarak sınırlarsak o zaman Allah’ı ve melekleri bilmek de bu alan dahiline girmemiş olacaktır. Her ne kadar batılılar, bunun ilimle bir alakası yoktur deseler de biz Müslümanlarda bu mef­humlar ilim çerçevesine dahildir. Ancak biz, ilmi şer’i olanla da sınırlamayız. Çünkü ilim, bütün oluşturulmuşlarla irtibatlıdır.

Medeniyeti ise şöyle tanımlıyor konuşmacı: “Medeniyet; iman, ahlak, iktisat, kültür ve ha­yatın bütün alanlarını kapsayan maddi ve ma­nevi etkinliklerimizde vahiyle olan müspet et­kileşimdir.”

Yazarın ilim, takva ve medeniyet görüşlerinden şöyle özetler çıkarılabilir:

“İlim ve takva olursa zaten orada medeniyet vardır (tahsîlu’l-hâsıl).”

“Medeniyet; iman, ahlak, ik­tisat, kültür ve hayatın bütün alanlarını kapsayan maddi ve manevî etkinliklerimizde va­hiyle olan müspet etkileşim­dir.”

“Avrupa’da medeniyet güzel ev­lere, geniş caddelere ve maddi refahla aynileşmiştir.”

“Avrupa’da ilim, tecrübe edilir­lerle sınırlandırılmıştır.”

Konuşmacıya göre bizim me­deniyet algımızın köklerindey­se şu ayetler vardır:

“Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın.” (17/35)

“Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın.” (6/151)

“Hakkında ilminin olmadığı bir şeyin ardına düşme! Muhakkak ki işitme, görme ve idrak, onların hepsi, ondan mesuldürler.” (17/36)

“Zinaya yaklaşmayın.” (17/32)

“Yetimin malına da yaklaşmayın.” (17/34)

“Ahde vefa gösterin, doğrusu verilen ahitte so­rumluluk vardır.” (17/34)

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*