Fahreddin Tivnikli Ağabeyin Ardından…

Yazan:Ali Can / İSAR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Hayırsever İşadamı Fahreddin Tivnikli,  4 Aralık 1954 tarihinde Erzurum’da doğdu.  İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar iş dünyasında önemli başarılar kazanan Fahreddin Tivnikli, Eksim Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyeliği, Eksim Dış Ticaret Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok vakfa ve hayır organizasyonlarına öncülük yapan Fahreddin Tivnikli, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı ve çatısı altında bulunduğumuz İSAR’ın kurucuları arasında yer aldı ve bu kurumlarda mütevelli kurul üyeliği yaptı. 4 Aralık 2014 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşan Fahreddin Bey, hastalık günlerinde zamanının çoğunu geçirdiği Hüdayi Vakfı’nın Küçük Çamlıca’daki külliyesi içerisinde bulunan çok sevdiği Çilehane Camii’nden son yolculuğuna uğurlandı ve Nakkaştepe Mezarlığı’na defnedildi. Onu musalla taşında mü’min ve muvahhid olarak tezkiye etmiştik, Huzûr-i İlahî’de de böyle diyeceğiz.

Fahreddin Tivnikli’nin ardından hayrı, hizmeti, hasbîliği, digergâmlığı, Allah’ın rızasını gözetmeyi muhteva eden her ne kelime ve cümle sarfedilse yeridir. Fahreddin Bey, hayatı adeta bir kulluk ödevi gibi yaşadı. Allah’ın kendisine bahşettiği ömür ve maddi sermayesini yine onun rızasını kazanacak işlere hasretti. Hayatının her anı hizmetle ve Müslümanların derdiyle doluydu. Biz, onu hiç iş adamı kimliğiyle tanımadık. Başarılı, çalışkan bir iş adamıydı; ancak insanlarla bir araya geldiğinde iş dünyasından, piyasalardan söz açılmaz, konuşmaları dini bir sohbet havasında geçerdi. Çok sevdiği ve damadı olduğu Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin sohbetlerinden sürekli notlar alır ve bunu diğer insanlarla paylaşırdı. Tevekkül ehliydi, Fahreddin Bey; oğlu Mustafa’nın geçirdiği ağır bir kaza sonrası bunu daha çok müşahade ettik. O’ndan geldiysek, O’na aitsek ve O’na döndürüleceksek gama ve kedere ne hâcet vardı. Kendisinden yıllar önce dinlediğim, Ankara- Konya karayolunda geçirdiği bir araba kazası sonrası hissettikleri de yine bir kulluk muhasebesini anlatıyordu: Hayat gelip geçiciydi, mal, mülk bizi ölümün elinden alamazdı, geriye tek bir yol kalıyordu: O da Allah için yaşamak.

Fahreddin Bey, vakıf hizmetlerinde hep keyfiyetten yana oldu. Bugün hizmetlerinin yürütülmesinde beraber vazife aldığımız Hüdayi Vakfı ve İSAR çalışmalarında bu durum sarih bir şekilde görülürdü. Onun, Müslümanların yetişmiş insan ihtiyacına karşı duyarlı, gençliğin kıymetini bilen anlayışı, vakıf eğitim hizmetlerinde hep kazanç hanesine yazıldı. Gerek ferden gerekse muhtelif eğitim faaliyetlerine katkıları sayesinde birçok başarılı öğrencinin yetişmesine vesile oldu. Bugün İSAR’ın geldiği hizmet noktasında muhakkak Fahreddin Bey’in gerek yol göstericiliğinin gerekse maddi katkısının yeri yadsınamaz.

Hizmetlerde maddi israflar hep dikkat çeker, ancak insan israfı gözden kaçabilir. Tam yetişmemiş, kabiliyetleri yaptığı vazife için noksan, vakit disiplini ve diğer hassasiyetleri tam teşekkül etmemiş insanlarla iş ve hizmet yürütmek insan israfının tâ kendisidir. Bu durum hem hizmetlere hem de o insanlara yazık etmektir. Fahreddin Bey, insan israfına karşıydı. İnsan tam yetişmeliydi, hizmetlerde vazife alacaklar özel olarak seçilmeliydi; vakit kaybetmeye ve imkânları zâyi etmeye tahammülü yoktu.

Zaman içinde zaman üretmeyi ilk Fahreddin Bey’de müşahede etmiştim. Bundan yaklaşık 16 yıl önce ilk defa vakıf hizmetlerinin içinde yer aldığımda tanımıştım kendisini. Başkanı olduğu Uluslararası bir dernekte vazife almıştım; neredeyse haftanın üç-dört günü iş dönüşü buraya uğrar, geç saatlere kadar kalır, yapılan hizmetlere katkı sunardı. Oysa bugün dış dünyada, yeterince maddi kazanç sağlayan insanların çoğu, kazandıklarını tek başlarına, paylaşmadan, bencilce tüketmenin peşindeler.

Fahreddin Bey bir ahir zaman dervişiydi. Gönlünü ve evini kardeşlerine açardı. Kendisinde tasavvufî hayatın neşvesi hemen fark edilir ve yayılırdı. “Kalbin rikkat halinde olması lazım, kalp incelmezse, gözle okumanın manası olmuyor” derdi. Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin sürekli tekrarladığı “Manevi yol, Efendimiz’in gönül ikliminden hisse alabilmektir” sözünü kendisinden de sürekli işitirdik. Hizmet ehli olabilmeyi kalbin bir sanatı olarak tanımlar, hizmeti nimet bilmeyi tavsiye ederdi.

Bu ismi ile müsemmâ olarak muvaffak olunmuş bir hayatın hikâyesidir. Çıktığı sonsuz kutlu yolculukta, Rabb’imizden kendisine rahmetiyle muamele etmesini niyaz ediyoruz.

fahreddintivniklikimdir11

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*