Kâtip Çelebî: İslam Medeniyeti’nde Bibliyografya ve İlimler Tasnifi -Geçmişi ve Geleceği-

Yazan:Orxhan Musaxanov / İSAR Araştırma Görevlisi

İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), İstanbul Eğitim ve Araştırma Merkezi (İSAR) ve Kahire Arap Yazma Eserleri Enstitüsü’nün 6-8 Mart 2015 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği Uluslararası Kâtip Çelebî: İslam Medeniyeti’nde Bibliyografya ve İlimler Tasnifi -Geçmişi ve Geleceği- Sempozyumu’nda, Türkiye’nin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Arap yarımadası dâhil on dört ülkeden iştirak eden akademisyenlerin toplam on oturumda sundukları bildirilerle Kâtip Çelebî ve İslam Medeniyeti’nde bibliyografya ve ilimler tasnifi, pek çok yönden ele alınıp tartışıldı.

Sempozyumun merkezinde çok yönlü kişiliğiyle on yedinci yüzyıl Osmanlı bilim ve düşünce hayatında önemli bir yer edinen Kâtip Çelebî’nin kitaplarının (kütüb) yanında ilmî disiplinleri de (fünûn) ele alan ilimlerin sayımı ve taksimini kapsamlı bir şekilde inceleyen bibliyografya ve ilimler ansiklopedisi mâhiyetindeki Keşfu’z-Zunûn isimli eseri vardı.

Bazı tebliğcilerin sunumları da kısaca şöyleydi:

Kahire Yazma Eserler Enstitüsü Müdürü Faysal el-Hafyan sempozyum, Katip Çelebi ve Keşfu’z-Zunûn’uyla ilgili şunları belirtti: ‘‘Kâtip Çelebi sempozyum’’ bibliyografik ve İslâmî kitapların dünyayı nasıl gördüğünü ortaya çıkarmaktadır. Keşfu’z-Zunûn yazarı Kâtib Çelebî çok özel bir âlim. Eser sadece medeniyetine ait bilgileri içermiyor. Hem Doğu hem de Batı’ya ait bilgiler var kitapta. Çok sayıda eserin okunmasıyla oluşturulduğunu anlıyoruz.’’

Tahsin Görgün de ‘Batı Dünyasında Keşfü’z-Zünûn’a Yönelik İlginin Mahiyeti ve İlim Tasnifi Gayretleri ile Muhtemel Alakası Üzerine’ başlıklı tebliğinde ‘‘Üniversite ilimler tasnif anlayışına göre kurulur. Biz kendi ilim tasnif anlayışımıza göre kurduk mu?’’ sorusuyla Kâtip Çelebî’nin ilimler tasnifi günümüzde nasıl güncellenir olgusuna dikkat çekti.

Recep Şentürk ise ‘Keşfü’z- Zünûn’a Göre Merâtibü’l- Vücûd ve Merâtibü’l- Ulûm İlişkisi’ başlıklı tebliğinde Kâtip Çelebî’de varlık merkezli ilim (merâtibü’l-vücûda göre merâtibü’l-ulûm) anlayışını Batı’yla mukayese edilip günümüze nasıl taşınabilir? sorusunun imkanları üzerinde durdu.

Ömer Türker ‘Kâtip Çelebi’nin Bilimler Tasnifinde Dini Bilimlerin Yeri ve Dinî Bilimlerin Günümüzdeki Konumuyla Karşılaştırılması’ başlıklı tebliğinde Kâtip Çelebi’nin yaşadığı on yedinci yüzyıla gelindiğinde İslam dünyasında bilimleri tasnif gelenekleri, dinî ilimlerin en azından kelam ve tasavvuf gibi bir kısmının hakiki ilimler olduğuna ve hakikat araştırması yaptığına dair genel bir kabul oluştuğunu ancak modern dönemde metafiziğin klasik dünyadaki konumunu kaybetmesi ve metafizik bilginin bilimsel olarak temellendirilemeyeceğine ilişkin neredeyse bir uzlaşının oluşması, dinî bilimleri de eski konumundan uzaklaştırarak mitolojiye en yakın insani ürün olarak değerlendirildiğini belirtti. Tebliğini, bu iki tutumu karşılaştırarak ve her iki tutumun teorik zeminini oluşturan öncülleri analiz ederek bitirdi.

Mekke Ümmü’l-Kurâ Üniversitesi’nden Hasan el-Osmân, ‘Keşfü’z- Zünûn ve Metin: Basılı Kitaplar, Tercümeler ve Araştırmalar’ başlıklı tebliğinde Keşfu’z-Zunûn’un, İslâm’a ait bibliyografik eserler içerisinde ne kendisinden önce ne de sonra benzeri seviyede eserin yazıldığını belirtti ve Keşfu’z-Zunûn’un bir çok defa yapılan baskılarının artı ve eksilerine değindi.

Abdullah Haris Toprak ile Hasan Umut’un birlikte hazırladıkları ‘Keşfü’z- Zünûn’da Astronomi’ başlıklı tebliğde tebliğcile Kâtip Çelebi’nin astronomi sahasında listelediği eserleri dikkate alarak ve bu eserlerin, on yedinci yüzyıl Osmanlı’sında bilime dair tespit yapılmasına imkân verip vermediğini tartıştılar.

Seyfullah Korkmaz ise ‘İslam İlimler Tasnifi ve Bibliyografya Geleneğinin Çağdaş Önemli Bir Müellifi Ali Rıza Karabulut’un “Dünya Kütüphanelerinde Mevcut İslam Kültür Tarihi ile İlgili Eserler Ansiklopedisi” İsimli Eseri’ başlıklı tebliğinde Karabulut’un önemli çalışmasının ‘Bu esere, Keşfü’z-Zünûn’un yeni çalışmalarla güncellenmiş hali de diyebiliriz. Bilimsel araştırma yapmak, çeşitli alanlarda bilgi edinmek, kaynakları ve müelliflerini ayrıntılı bir şekilde tanımak isteyenlere kılavuzluk edebilecek değerli bir eserdir’ diyerek eserin özelliklerine değindi. Sempozyum vesilesiyle bu eser Arap akademisyenlerin ilgisine mazhar oldu ve kendilerine ulaştırılması sağlandı.

Sempozyum, özellikle Arap akademi dünyası ile Türk akademisi arasındaki bağların kuvvetlenmesi için önemli bir adım oldu. Bu ve benzeri programların artarak devam etmesi köklü işbirliklerinin de önünü açması için şüphesiz gereklidir.

katip katip-2

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*