Sufi Hareketten Devlete: Osmanlı Sudanı’nda Mehdi İsyanı (1881-1885) – Ömer Koçyiğit

Değerlendiren: Sami Sonsuz

6 Haziran 2014’te Ömer Koçyiğit, Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladığı “From Sufi Movement to Statehood: The Mahdi Uprising in the Ottoman Sudan, 1881-1885” başlıklı yüksek lisans tezini İSAR’da sundu. Koçyiğit tezinde on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti’nde meydana gelen bir isyanın devlet adamları tarafından nasıl algılandığını ve ne tür tepkiler verildiğini tartışmaktadır. Bunun yanında Osmanlı ilim adamlarının Sultan II. Abdülhamid’in hilafetine itaatin gerekliliğini halka inandırmak ve Şeyh Muhammed Ahmed’in mehdiliğinin sahteliğini ispatlamak için verdiği çabayı incelemektedir. Sudanlı Mehdi’nin gönderdiği mektuplarda öne sürdüğü argümanlarla birlikte, hilafet ve mehdilik bağlamında gerçekleşen bu fikri tartışmaların iki taraf için de bir meşruiyet mücadelesi olduğunu savunmaktadır. Osmanlı’nın merkezine en uzak bölgelerden birinde, Müslümanlar tarafından başlatılan bu ayaklanmanın, devletin ne tür politikalar izlemesine yola açtığına değinip uzun yıllar bir politika olarak devam eden İttihad-ı İslam’daki yerini sorgulayan Koçyiğit, Osmanlı Devleti’nin bu konudaki temel politikasının, isyanın civar bölgelere yayılmasını önlemek olduğu tezini ileri sürmektedir.

Koçyiğit konuşmasında, tezinin birinci bölümünde isyanın tarihçesini, ikinci bölümünde konu hakkında o yıllarda yaşanan fikrî tartışmaları, üçüncü bölümde ise Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki konuyla ilgili belgeler ışığında Osmanlı devlet adamlarının tepkisini çalıştığını ifade etti. İsyanın başladığı 1881 yılından Hartum’un ele geçirilip Mehdi Devleti’nin kurulduğu 1885 yılına kadarki süreyi, Mehdi hareketinin isyan süreci olarak tanımladı ve tezinde bu dört yıllık sürece odaklandığını söyledi.

Sunumunda Mehdi hareketinin lideri Muhammed Ahmed bin Abdullah’ın hayatına değinen Koçyiğit, 1844’te Sudan’da dünyaya gelen Muhammed Ahmed bin Abdullah’ın Samaniye Tarikatı’nın şeyhlerinden olduğunu ve 1881’de Mehdi oluğunu iddia ederek Hartum’a yakın bir şehir olan Kordofan’da ilk faaliyetlerine başladığını, kısa sürede civar bölgelere hakim olduğunu ifade etti. O yıllarda Mısır’da var olan Urabi Paşa isyanıyla meşgul olan Osmanlı devlet adamlarının Mehdi hareketinden geç haberdar olduklarını ve Mehdi isyanının, 1882’de Mısır’ı işgal eden İngilizlerin teşvikiyle başladığını düşündüklerini söyledi. İleriki süreçte Muhammed Ahmed’in Mehdi olmadığını dini yönden ispata çalışan risaleler yazıldığını, Mehdi’ye reddiye olarak yazılan bu risalelerin devlet tarafından Mısır ve Sudan’da dağıtılması istendiğini bildirdi.

On dokuzuncu yüzyılda artan Avrupalı devletlerin sömürgeci politikalarına karşı, İttihad-ı İslam politikasını sürdüren II. Abdülhamid’in halife ünvanıyla batılı devletlere karşı güçlü görünmeye çalıştığını ifade eden Koçyiğit, 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra, devletin en zor zamanlarından birinde Sudan Mehdisi isyanının ortaya çıktığını belirtti. Osmanlı Devleti’nin mevcut şartlar içinde Sudan Mehdisi isyanına verdiği tepkileri “tanıma”, “tanımlama” ve “koruma” olarak üç başlık altında değerlendiren Koçyiğit’e göre, Osmanlı devlet adamları Muhammed Ahmed’in mehdiliğini ilan etmesinden ölümüne kadar geçen dört senede, bu hareketin bir devletin teşvikiyle olduğuna inanmış ve bunun hangi güç olduğunu tespit etmeye çalışmıştır. Daha sonra Mehdi’nin “mütemehdi” ve “şaki” gibi ifadelerden hangisiyle anılması gerektiğini tartışmıştır. Son olarak da isyanın Libya gibi civar bölgelere, özellikle de Hicaz’a yayılmasını engellemek için tedbirler almış, böylece onun yerel bir hareket olarak kalmasını sağlamıştır.

afbg

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*