Yayınlarımız

Literatür çalışmaları, geçmişte yapılan yayınların mahiyet ve şeceresini ortaya koyma yanında, gelecekte üretilecek bilgiye kaynaklık ve rehberlik etme, bilginin daha sıhhatli bir zeminde üretilmesine katkı sağlama konusunda önemli bir işlev görmektedir. Her alan için söz konusu olduğu gibi, Fıkıh/İslâm hukuku alanında araştırma yapanlar için de bu anlamda bir literatüre duyulan ihtiyaç izahtan vârestedir. Ancak, hukuk teorisinden hukuka, siyasetten ekonomiye, ibadetlerden ceza hukukuna, borçlar hukukundan aile hukukuna, insan haklarından çevre hukukuna kadar geniş bir alanla irtibatlı olan Fıkıh/İslâm hukukuna dair Cumhuriyet dönemi boyunca yayınlanmış akademik çalışmaların kapsamlı bir bibliyografyası bu güne kadar çıkarılmamıştır. Elinizdeki bu kitap, söz konusu eksikliği gidermek üzere hazırlanmış olup, 1928-2012 tarihleri arasında Türkçe olarak yayınlanmış kitap, tez, makale ve tebliğ mahiyetindeki akademik literatürü, konu başlıklarına göre ortaya koymayı hedeflemektedir. Fıkıh/İslâm hukuku ile ilgili araştırmaların giderek genişlik ve derinlik kazandığı ülkemizde, böyle bir eserin, hem geçmiş çalışmaların değerlendirilmesi, hem de gelecek çalışmaların inşa edilmesine önemli bir katkı yapacağı açıktır.

Korkud bu eserinde, yalnız bir fakih olarak teorik birikimini değil, aynı zamanda 16. yüzyıl başlarında Manisa ve Antalya bölgesinde Osmanlı hanedanının temsilcisi ve bir eyalet valisi sıfatıyla, Ege Denizi’nde Rodos şövalyeleriyle sürdürdüğü cihad faaliyetinin kendisine kazandırmış olduğu pratik tecrübeyi de yansıtmaktadır. Şeriata uygun âdil bir savaş hukukunun tesisi çabasının ürünü olan Hallü İşkâli’l-Efkâr, hem İslâmî ilimler hem de Osmanlı tarihi araştırmaları açısından benzeri fazla bulunmayan bir kaynaktır.

Yavuz Sultan Selim’in kardeşi ve II. Bayezid’in oğlu olan Şehzâde Korkud, Osmanlı hanedanından eser telif eden tek âlimdir. Şâfiî bir fakih olan Korkud, bir padişah oğlu olmasına rağmen Osmanlı kul sistemini, ganimet paylaşımı ve cariyelik müessesesini, şer’î olmadığını düşündüğü bazı siyasî uygulamaları eleştirmesiyle de dikkati çeken bir simadır. Korkud’un ganimet hukukuna dair Hallü İşkâli’l-Efkâr fî Hilli Emvâli’l-Küffâr isimli eseri, onu bir fıkıh âlimi olarak tanımamızı sağlayan çok önemli bir eserdir. Korkud bu eserinde, bir Şâfiî fakihi olarak ganimet hukuku konusunu ele almakta, yer yer başka mezheplerin görüşlerine temas etmekte ve kendi tercihlerini açıklamaktadır. Günümüze tek nüsha olarak ulaşan eserin temel meselesi, ganimet malları usulüne uygun paylaşılmadığı için cariyelerle cinsel ilişkinin caiz olmadığıdır.

İSAR Yayınları’nın ilk kitabı TIP ve FETVA: Tıbbî konularda fetva verirken bilgi edinme usulleri okurların beğenisine sunuldu. Hakan Ertin’in hazırladığı kitap İSAR Tıp ve Ahlak çalışma grubunun üç yıllık geçmişi içinde önemli etkinliklerinden biri olarak 5 Haziran 2010 tarihinde düzenlenen “İslam Alimlerinin tıbbî konularda fetva verirken bilgi edinme usulleri” başlıklı atölye çalışmasının bir sonucu olarak başta İSAR ailesi olmak üzere tüm ehl-i ilmin istifadesine sunuldu.

Tıp ve teknoloji alanlarındaki gelişmeler sonucu yoğun bakım üniteleri devreye girmiş, insan yaşamı uzamış, insanlar evleri yerine hastanelerde ölmeye başlamışlardır. Bu durum birçok etik, dini, ekonomik ve sağlık siyaseti tartışmalarını alevlendirmiştir. Etik tartışmalar, doğası gereği dini boyutuyla da tartışılarak tamamlanabilir. Yaşamın ne zaman başladığı, embriyoloji bilimindeki ilerlemeler, her geçen gün yapılması mümkün tartışmalı uygulamalar ve benzerleri ile; yaşamın sonunda karşılaştığımız yoğun bakım, beyin ölümü, ötenazi gibi konular bu çalışmamızda tıp ve İslâm hukuku alanından akademisyenlerce tartışılmıştır.

Tıp alanının yapabildiklerinin listesi uzadıkça, yapabildiği halde yapmaması gerekenlerin listesi de uzamaktadır. Teknoloji ve mühendislik ile ilişkisi her geçen gün artan tıbbın uygulayıcıları, kendilerini şimdiye kadar hiç olmadıkları kadar teknik eleman olarak görmektedirler. Oysaki sıklıkla dile getirildiği gibi tıp mensuplarının ilgi alanı olan insan bir makine değil, hastalıklar da makinede ortaya çıkan arızalar değildir. Karmaşık ruhsal yapısı, bilişsel fonksiyonları ile acı ve sevinci tahmin edip hissedebilen insan, teknik bir obje gibi algılandıkça ve bu türden davranışlara muhatap oldukça, yalnızlaşmakta ve mutsuz olmaktadır. Aslında insanı mutlu etme iddiasındaki bir alan için ironik ve dramatik bir durumla karşı karşıyayız.

Temennimiz, israf etmenin değil, yerinde ve kararında sarfetmenin esas alındığı bir anlayışı, başta sağlık olmak üzere hayatımızın her alanına hakim kılabilme yolundaki çabalara bu sempozyumun çıktıları sayesinde mütevazi de olsa bir katkı sağlayabilmektir.

Bu çalışmamızın içeriğini oluşturan “sağlıkta israf” sempozyumunda, her dönemin önemli bir sorunu olan israfın sağlık ala-nındaki yansımaları, nedenler ve çözümleri açı-sından ele alınıp; kişi, toplum ve kurumlar düzeyin-de nelerin yapılabileceği ortaya konulmuştur. Bu bağlamda; insan gücünün etkin kullanılamayışı ve altyapı problemlerinin neden olduğu verimsizlik sorunu, tıbbi alana yönelik yapılan sarfiyatın ve bunların kullanımındaki uygunsuzlukların neden olduğu israf, bireysel düzlemde sağlığa yönelik bilinç eksikliğinin yol açtığı israf (yanlış beslenme alışkanlığı, ağız-diş sağlığına özen göstermeme, hijyen kurallarına uymama, sigara ve alkol tüketimi, tedavilere uyumsuzluğun doğurduğu sonuçlar vb.), günümüz tıp anlayışının zemin hazırladığı israf ve nihayetinde de israfa yol açan nedenlerin nasıl önlenebileceği gibi noktalar irdelenmiş; salt eleştiri ve sorun tespiti düzeyinde kalınmayıp çözüm önerileri de tartışılmıştır

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*