Bahar Dönemi Açılış Konferansı: Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak

İSAR 2017-2018 Bahar Dönemi, İsmail Kara’nın “Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak” isimli açılış konferansı ile başladı. Son kitabı ile aynı ismi taşıyan konferansta İsmail Kara, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte yaşanan dinî ve sosyolojik kırılmalara değinirken İslamcılığın son yüzyılda yaşadığı serencamı tasvir etti.

Konuşmasına çağdaş Türk düşüncesi ile bunun tarihine dair yazılmış olan Türkçe eserlerden söz ederek başlayan Kara, bu teliflerin verildiği döneme dair siyasi, entelektüel ve ilmî konjonktüre değinerek yine bu dönemi paylaşan aydınlar hakkındaki çeşitli gözlemlerini dinleyenlerle paylaştı. Bu doğrultuda Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki entelektüel ortamda süregelen tartışmalar dahilinde bu aydınların konuşlandığı siyasi ve ideolojik cepheler üzerinde duruldu. İlk olarak masaya yatırılan ara gündem Üç Tarz-ı Siyaset (1904) metni ile Yusuf Akçura, bunun ardından Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1913) ve Türkçülüğün Esasları (1923) isimli kitapları ile Ziya Gökalp ve son olarak da İslamlaşmak isimli risalesi ile Said Halim Paşa oldu.

Konuşmanın ikinci bölümünde ele alınan gündem maddesi ise İslam ve modernizm meselesi idi. Bu konu başlığı etrafında 18. yüzyılın sonlarından itibaren batılılaşmanın etkisiyle birlikte İslam dünyasına entelektüel bir mesele olarak din ve İslam’ın, mevcut modern ve pozitivist paradigma içerisinde nasıl yorumlandığı üzerinde duran Kara, konuşmasının bu bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinden itibaren çağdaş Türk düşüncesi tarihi yazıcılığında kavramsal anlamda İslam, İslamlaşmak ve İslamcılık gibi kavramlara artık yer verilmediği ve bu meselelerin tartışma gündemi olmaktan düşürüldüğü tespitinde bulundu. Bu kısımda özellikle de Kemalist ideoloji ve çağdaş Türk düşüncesi tarihinin yazımı bağlamında Ahmet Muhiddin’in Modern Türklükte Kültür Hareketi (1921) ve Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938) isimli kitaplarına değinildi. Kara, bu dönemde entelektüellerin Türk ve Türklük meselelerini masaya yatırdıklarında İslam’ın her seferinde parantez içerisinde bırakıldığının altını çizdi. Bu minvalde Kemalist ideolojinin tam olarak İslam karşıtı bir tavır almaktan ziyade onu değiştiren ve dönüştüren bir yaklaşıma sahip olduğunu kaydetti. Kara’nın bu döneme dair yorumu, bütün bir Osmanlı modernleşmesinin, entelektüel ve kronolojik anlamda Cumhuriyet inkılaplarına giden tarihî bir yol olarak kurgulandığı yönündeydi.

Konuşmanın üçüncü bölümünde sözü daha yakın döneme taşıyan Kara, 30’lardan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nde İslam’ın bir mesele olarak yeniden tanımlanmasının, zannedilenin aksine Demokrat Parti ile birlikte değil, Cumhuriyet Halk Partisi döneminde olduğunu ileri sürdü. En azından bu ilkelerin Tek Parti döneminde konulup uygulamaya geçirildiğini, Demokrat Parti döneminde ise bunların daha ziyade toplum tabanına yerleştirilerek bir miktar daha genişletildiğini ifade eden Kara, bu dönemin çağdaş Türk düşüncesi tarihi yazıcılığında İslam meselesinin daha ziyade batılı araştırmacılar tarafından öne çıkarıldığını vurguladı.

Konuşmasının son kısmını 60 ihtilali ve sonrasına ayıran İsmail Kara, bu dönemin çağdaş Türk düşüncesi tarihi yazıcılığı alanında bildiğimiz pek çok eserin yayınlandığı  dönem  olarak  karşımıza çıktığını belirterek bu eserlerin tam olarak neden bu döneme denk geldiğinin, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir mesele olduğunu ifade etti. Konuşmanın bu bölümünde Bernard Lewis’in Modern Türkiye’nin Doğuşu, Tarık Zafer Tunaya’nın İslamcılık Cereyanı, Hilmi Ziya Ülken’in Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, Şerif Mardin’in Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895-1908 ve Niyazi Berkes’in Türkiye’de Çağdaşlaşma isimli eserlerini zikreden Kara, bu çalışmaların 60 darbesinden sonra çıkmış olmasının bir tesadüf mü yoksa bir uzlaşı neticesinde mi ortaya çıktığının tekrar düşünülmesi gerektiği kanaatini paylaştı. Diğer taraftan aynı yıllarda Arap dünyasında Albert Hourani tarafından yazılmış olan Çağdaş Arap Düşüncesi kitabının da modern Türkiye tecrübesine benzer bir biçimde Osmanlı-İslam meselesini paranteze alarak bir çağdaş Arap düşüncesi tarihi yazma çabası içerisinde olduğunu gündeme getiren konuşmacı, bu “tesadüfler zinciri”nin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydetti. Konuyu son çalışması olan Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak kitabına bağlayan Kara, bu kitabın yazılış amacının çağdaş Türk düşüncesi tarihi yazıcılığında İslam’ın çok yönlü olarak nerede durduğunu tartışarak söz konusu parantezi açmak/aşmak olduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*