İSAR Mensuplarının Yayınları

Dünyadaki 1,5 milyar nüfusa sahip İslam dünyasının neredeyse yarısından çoğunun takip ettiği bir mezhebin kurucusu hakkında özgün bir çalışma olarak kaleme alınan bu eser, Ebu Hanife’nin entelektüel birikimini çağının bağlamında okurla buluşturmayı amaçlamaktadır. Ebu Hanife’nin hadis, fıkıh ve kelam sahalarındaki ilmî derinliğini ortaya koymaya çalışan Mürteza Bedir, bu eserinde yaşadığı çağ ve sonrasında Müslüman ilim dünyasına bıraktığı tesirlerle İslam’ı bugüne taşıyan geleneğin en önemli mirasını tasvir edecek önemli bir çalışma ortaya koymuştur.Genel itibariyle kitap, geleneğin yeniden okunması, doğru anlaşılması ve Ebu Hanife’nin bıraktığı entelektüel mirasın bugünün diline taşınması noktasında öncü bir biyografi çalışması olarak değerlendirilebilir. Bu doğrultuda kurduğu mezhep ve oluşturduğu öğreti ile çağları aşan bu büyük âlimin kimliği, İslam geleneğindeki önemi ve neden hala ayakta kaldığını öğrenmek isteyenlere sunulan güzel bir imkan, okuru beklemektedir.

Ebu Hanife Entelektüel Biyografi

Yazar                : Mürteza Bedir

Yayınevi            : Ay Yayınları

Yayın Tarihi      : Şubat 2018

 

XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun yüz yüze kaldığı ve çözümü için uğraş verdiği meseleler içerisinde en önemlisi, değişen savaş organizasyonu ve bu değişimin finansmanı  idi.  XVII.  Osmanlı  maliyesi, bu sorunu, imparatorluğun uluslararası ilişkiler içindeki yerini kaybetmeden ve iç düzeni dramatik ve ölümcül değişimlere  uğratmadan  aşmak  için  tedbirler  almış ve imparatorluğu sıcak ve uzun yüzyıllara (XVIII. ve XIX. yüzyıla) taşımıştır.

XVII. yüzyılın sonunda Osmanlı maliyesinin sözü edilen çerçevede aldığı tedbirlerden biri de malikâne sistemi idi. Bu kitapta XVIII. yüzyıl Osmanlı maliyesine damgasına vuran malikâne sisteminin ilk uygulama yılları ele alınmaktadır. Çalışma esas itibariyle ilk malikâne satışlarının yapıldığı 1695-1697 tarihleri arasında kaydı tutulmuş malikâne berat tezkireleri ve ahkâmı üzerine kurulmuştur. Bu kitapta, 1500’e yakın berat tezkire kayıtları incelenerek malikâne alanların kimlikleri, ünvanları, ikamet yerleri, aldıkları malikânelerin cinsi ve senelik hasılatı, yatırdıkları muaccele bedelleri ve benzeri konular hakkında tahliller geliştirilmiştir.

Osmanlı Maliyesinde Malikâne Uygulaması

Yazar                 : Erol Özvar

Yayınevi            : Kitabevi

Yayın Tarihi       : Temmuz 2018

 

Bu kitap, fıkıh ilmi içerisinde ortaya çıkmış olan külli kaideleri kavramsal, tarihsel ve doktriner açıdan incelemektedir. Fıkıh eserlerinde yer alan  ilkesel  düşünceyi  yansıtan  külli  kaideler, zamanla müstakil eserlerde bir araya getirilerek kavâid literatürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Müslüman toplumların hukuk tecrübesinin ürünü olan bu kaideler, fıkıhçıların gerek kendilerinden önceki birikimi nasıl algıladıklarını gerekse yaşadıkları dönemin meselelerini çözüme kavuştururken bu birikimden nasıl yararlandıklarını ortaya koymaları hasebiyle bugüne de ışık tutmaktadırlar. Bu bağlamda fıkıh ilminin belirli bir dönemden itibaren durağanlaştığı ve fıkıh eserlerinin birbirlerini tekrarladığı şeklindeki yaklaşıma kavaid literatüründen hareketle cevap veren kitap, fıkhi kaidelerden doğrudan hüküm elde etme biçiminde ortaya çıkan modern anlayışın problemlerine de işaret etmektedir.

Hanefî Mezhebi Bağlamında İslam Hukukunda Külli Kaideler

Yazar                : Necmettin Kızılkaya

Yayınevi           : Litera Yayıncılık

Yayın Tarihi     : 2018

 

Osmanlı’nın Hala Sultan’ı Ümmü Harâm binti Milhân, İslam’ın kutlu çağrısını ulaştırabilmek üzere Kıbrıs’a ayak basan ilk sahabilerden biri olması ve aynı zamanda Kıbrıs’ta medfun bulunması dolayısıyla gerek erken dönem İslam tarihi gerekse Kıbrıs kültür tarihi açısından son derece önemli bir şahsiyet olarak karşımızdadır. Pek çok fatih görmüş olan Akdeniz’in gözbebeği Kıbrıs, manevi fatih  olarak da evvela bu sahabi ile müşerref olmuştur. Sadece Müslümanların değil, bütün Kıbrıs toplumunun sahiplendiği değerli bir hanımefendi olan Milhân kızı Ümmü Harâm, bu anlamda Kıbrıs’ın Ebû Eyyûb el-Ensârî’si olarak kabul edilmiştir. İstanbul için Eyüp Sultan neyse Kıbrıs için de Hala Sultan odur.

Hz. Peygamber’in süt teyzesi olması itibariyle erken dönem kaynaklarında ailesi, hayatı ve şahsiyetine dair bilgilerin daha da yoğunluk kazanması, Ümmü Harâm’ın, muteber bilgiler ışığında ilerleyen dönemlerde de ilgiyle takip edilen tarihî bir şahsiyet olarak hafızalara kazınmasına aracı olmuştur. Bununla beraber Kıbrıs’ın, stratejik coğrafi konumu dolayısıyla sürekli el değiştirmesi ve yeni fetihlerle tekrar ele geçirilmesi de adayla özdeşleşen bu hanım sahabiye olan ilgi ve alakanın taze bir şekilde sürdürülmesine olanak tanımıştır.

Ümmü Harâm’ın tarihî şahsiyetine duyulan bu alakanın Osmanlı dönemindeki karşılıkları ise adına tesis edilen vakıf, inşa edilen türbe ve müştemilatı ile hakkında yazılan Türkçe hâl tercümeleri şeklinde kendisini göstermiştir. Bu inceleme, Hala Sultan Tekkesi türbedarlarından Şeyh İbrahim Efendi’nin kaleme aldığı Nihâyetü’l-İ‘tisâm li-Ümmi Harâm isimli Hala Sultan hâl tercümesini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Ümmü Harâm hakkında bilgi veren klasik kaynakların da tafsilatlı olarak değerlendirildiği bu çalışmada, söz konusu eser; günümüz Türkçesi, tenkitli metin ve tıpkıbasım halinde okurların istifadesine sunulmuştur.

Nihâyetü’l-İ’tisâm li-Ümmi Harâm Hala Sultan Hâl Tercümesi

Telif                  : Kıbrıs Hala Sultan Tekkesi Türbedarı Şeyh İbrahim Efendi

Hazırlayan       : Ömer Said Güler

İçerik                : İnceleme-Günümüz Türkçesi – Tenkitli Metin

Yayınevi           : Kıbrıs Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınları

Yayın Tarihi     : Nisan 2018

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*